3 Şubat 2010 Çarşamba

Yama Mara (4. engel)

kitaptan alıntı:
"Mara"lar yani "engel"ler hakkında; 4 engelden biri...
Ben belki bütün mara'ların ölüm korkusundan doğduğunu düşünüyorum. Fakat yama mara'nın kökü özellikle buna dayanıyor. Bildiğimiz samsara* açısından iyi bir hayattan bahsettiğimiz zaman, nihayet bunu derleyip toparladığımızı kastederiz. Nihayet iyi bir insan olduğumuzu hissederiz. İyi niteliklere sahibizdir, barışçılızdır ve üstümüze oklar fırlatıldığı zaman dengemizi kaybetmeyiz. Bir oku nasıl bir çiçeğe dönüştüreceğini bilen biriyizdir. Kendimize dair çok iyi duygular hissederiz. Nihayet bütün noksanları tamamlamışızdır. mutluyuzdur. Hayatın bu olduğunu düşünürüz.
Eğer yeterince meditasyon yaptıysak veya yeterince koştuysak ya da mükemmel beslendiysek, herşeyin mükemmel olacağını düşünürüz. Fakat uyanmış olan birinin görüş açısından, bu ölümdür. Bunda hiç temiz hava yoktur. İçeri bir şeyin girmesi ve bütün bunlara müdahele etmesi için yer yoktur. Deneyimimizi kontrol ederek anı öldürüyoruzdur. Bunu yapmak kendimizi başarısızlığa mahkum etmektir, zira er veya geç kontrol edemediğimiz bir deneyim yaşayacağızdır: Evimiz yanacak, sevdiğimiz biri ölecek, kanser olduğumuzu öğreneceğiz, gökten başımıza tuğla düşecek, birisi bembeyaz giysimizin üstüne domates suyu dökecek veya gözde lokantamıza gidecek ve kimsenin hiç bir şey ısmarlamadığını ve yemeğe yedi yüz kişinin geleceğini öğreneceğiz.
Hayatın esası meydan okumasıdır. Bazen tatlı, bazen acıdır. Bazen bedeniniz gerilir, bazen gevşer veya açılır. Bazen başınız ağrır, bazen kendinizi yüzde yüz sağlıklı hissedersiniz. Uyanmış birinin görüş açısından, bütün noksanları halledip herşeyi derleyip toparlamak ölümdür, çünkü bu bir çok temel deneyiminizi reddetmenizi gerektirir. Yaşama böyle yaklaşmakta, bütün kaba noktaları ve aksaklıkları, hoş pürüzsüz bir yol halinde düzleştirmeye çalışmakta saldırgan bir şey vardır.
Tümüyle canlı, tümüyle insan ve tümüyle uyanık olmak, sürekli yuvadan dışarı fırlatılmaktır. tam anlamıyla yaşamak her zaman iki cephe arasındaki tehlikeli topraklarda olmaktır, her anı tümüyle yeni ve taptaze yaşamaktır. Yaşamak tekrar ve tekrar ölmeyi istemektir. Uyanmış birinin görüş açısından, yaşam budur. Ölüm sahip olduklarınıza tutunmayı istemek ve her deneyimin sizi onaylamasını, sizi tebrik etmesini ve size kendinizi derlenip toparlanmış hissetmenizi sağlamaktır. Onun için yama mara'nın ölüm korkusu olduğunu söylesek de, gerçekte o yaşam korkusudur.

*samsara: süregiden doğum-ölüm döngüsü

Pema Chödrön, "Her şey darmadağın olduğunda"
sf. 75-76, Okyanus Yayınları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder