25 Ağustos 2010 Çarşamba

Bağımsızlık üzerine


H. ile beraber geçen birkaç saatin ardından baktığımda ortada koca bir bulut vardı. Bir fikrin bulutu. Hem gölge hem ışık oynaşıyor içinde. Bağımlılıklardan kurtulmak, ama ruhen üstesinden gelmek minvalinde yazdığım blogun ardından gelen dostumun değindiği fikrin o ağırlaşan bulutu.
Diyorki, “seni sevdiklerin sen yapar, seni bağımlılıkların sen yapar, seni sen yapanlar yaşatır, sevdiklerinle içinde sevgi enerjisi artar, yaşamanın anlamı olur.” Mesela kediler... ki benim en zaafım olan nokta. Frekansımız tutuyor bir kere. Zaaf olarak görmek yanlış, derinlemesine koşulsuz sevmek, şefkatle sevmek bu. Hemfikiriz H. ile. Diyorum ki, öte yandan bu bağımlılıklar değil mi bizi mutsuz kılan. Yo, bunu kendime söylüyorum H. gittikten epey sonra. O buluta bakarak diyorum.
Evet bu tarz hayatı sürdürürken oldukça zor ruhsal bağımsızlığı geliştirmek. Ne yapıyoruz ilk gençliğimizde başlayan bir çabayla? Kendimize ait bir dünya yaratıyoruz. İçinde şu müzik olsun, biraz kitap okuma, bilmemhangi kafede müdavimlik, şu okula gitsem şöyle fıstık gibi bir iletişimci olsam,.. ilerleyen yaşla beraber başlayan; biraz da spor koysam yaşantıma fit kalırım, artık bilmemkimden bıktım artık aramasam onu, evet küresel ısınmadan korkuyorum ama yine de bırakamıyorum şu sigarayı, çocukların okulu! hem çamaşırda yumuşatıcı da kullanmayarak üstüme düşen sosyal sorumluluğumu yerine getiriyorum, daha ne?, ama televizyonsuz da dünyadan haberim olmaz ki,.. kazandığım nereye uçup gidiyor?..
Böyle uzayıp giden hayat gailesinde, sen düşünceyi üretmesen de dış sesler sana bağırır: “Hadi bak şu film geldi kaçırma!” “Bu seferlik hayvancağızların canını unutup, biraz döner ye!” “Aslında koltukların ne kadar eskidi, al! Bunlar bilmemkaç taksitle!” “Yaşlılıkta garantili davran, sigortalan ikinci bahar! Öde, öde, öde! Sonra biz sana bakarız.” Ancak poliçede, küçük puntoyla yazılı onlarca madde arasında sıkışıp kalmıştır: “Biz senin göz ameliyatını karşılamayız katarakt olunca. Vitamini de ödemeyiz. vs”
Her şeyi ilk başta severek yaparız. Her şeyin ilki en tatlısıdır. Zihin buna bayılır. İlkler. Sonra rutine biner her şey. Zihin bunu da pek sever. Zihin klasifiye eder, depolar, böler, çarpar. Neyi sevmez? Meditasyonu. Zihin kendine gem vurulmasından hiç hoşlanmaz. Bunu bir kez başardın mı, işte mutluluğu tadarsın. Ne olur? Ara. Antrakt. Yaşam filminde açılan bir pencere. Boşluk. Nefes almak. Zihin de sonrasında daha sakin verimli olur. Parlar. Kandırmak gerekir biraz zihni, şımarık bir çocukmuşçasına terbiye etmek. Sonra? Bakarsın sevmediklerin pek de fena sayılmazmış. Bakarsın sevdiğini, bağlandığını yitirdiğinde kabullenmek daha bir kolay.
Ruhen bağımsızlaşmak. Bu sevdiklerinden uzaklaşmayı gerektirir mi? Galiba bazen gerekiyor. Belki bir gün, düşmanımı çocuğumdan farksız sevebilmem mümkün olur. Ancak henüz o kadar olamıyorum. O sebeple sevdiklerimden uzaklaşıp biraz daha eğitmem lazım kendimi. Hissedebiliyorum, sınırlı sayıda derin sevginin yerine geçecek olanı, her bir şeyi şefkatle, derinden sevmenin tarifsiz mutluluğunu. Çekinik yaşam, buna yarayabilir. Henüz gücümü toplayamıyorum; ama umudum var.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Samadhi: Yogik Eforun Zirvesi -4


İçsel gerilimlerden nasıl kurtulunur? Yoga çalışmadığınız, zihninizi içe döndürmediğiniz ve duyularınızı kontrol etmediğiniz sürece, gerilimlerinizden kurtulamazsınız. Duyular ve zihin yok edilemez. Tutku ya da arzu, kutsal olanla şeytani olan arasındaki savaşın köküdür. Öyleyse duyuları dizginlemenin ve zihni ve arzuları hissetmeyi baskılamanın bir faydası yok. Eğer ruhsal huzur, ulvî sükûnet, yahut nihaî ebedî huzur istiyorsanız, o zaman bağlılıkları yakmak veya yoketmek ve bağımsızlık sanatını mükemmelleştirmek durumundasınız. Memnun edici şeylerden hoşlanma ve nahoşlardan hoşlanmama olmamalıdır. Fiziksel, zihinsel ya da entellektüel bağımsızlığın size pek faydası olmaz. Ruhsal bağımsızlık esastır.
Anadi vasana stoğu tükendiğinde, mükemmel bir denge ve huzur hali gelir. Ne iseniz o olursunuz. Şimdi farkında olduklarınızın yine farkında olursunuz. Samadhi mutlak algı, zeka ve tetiklik durumudur. Samadhide, herşeyi uyanık halinizdeki gibi, tanır ve bilirsiniz. Normal ayrımsama algınızı sürdürürsünüz, ancak, zihinsel, politik, sosyal ve seksüel taraflılığınız olmadan; fiziksel, zihinsel ve iç zeka krizlerinin üstesinden gelirsiniz.
Samadhi sonrasında kişi pasifleşmez. Daha ziyade, çok güçlü ve aktif hale gelir. Günlerce süren ağır iş onu yormaz. Uyku haplarına ve yatıştırıcılara ihtiyacı kalmaz. Trajedik ve keyifli olayların etkisi yoktur. Keyif ve hüzünde, ölüm ve doğumda, kayıp ve kazançta, aşağılanma ve onurlanmada, dile düşmekte ve meşhur olmakta, hep denge vardır. Kişi tarif edilemez bir sükûnetle doludur. Saadet deneyiminin kucağındayken deneyimlediğinizi derin uykunun huzurunda deneyimlemiş olmalısınız, ve hiç bir şey sizi rahatsız etmez. Derin uykuyla samadhi arasındaki tek fark, uykuda bilinçsizsiniz, samadhideyse her şeyin bilincindesiniz ama yine de sakin, dengelenmiş ve neşelisiniz. Bu en yüksek sükûnet, huzur ve neşe halini bir düşünün!

YOGANIN DİNAMİĞİ, BÖLÜM 1 -AÇIKLANAN YOGA Swami Satyananda Saraswati

22 Ağustos 2010 Pazar

Samadhi: Yogik Eforun Zirvesi -3


Birinin meditasyonda ilerlediğinde hissedeceği en büyük gerilim onun en iç bedenindedir. Bağımsız ruh vahşi doğadadır. Dışadönük duyular bağımsız ruhun huzurunu alır götürür. Bağımsız ruh, akıl dışı, rahatsız, ve uyuşuk hale gelir. Ataletten ötürü bağımsız ruh dünyevilikte dolanıp durur. Bağımsız ruh gölgelerin, hırsın, vs, ardından koşar ve huzur için gereken dört unsuru boşverir. Nihai huzur arayışında, kutsal kişilerin eşliği, içgözlem, ruhsal çalışma ve içsel sessizlik, bu yola koyulmakta gerekli dört faktördür.
Bu gerçek gerilimin başladığı noktadır. Şimdiye kadar, zevki dünyada tattınız, arzu, tutku ve ihtiras geliştirdiniz. Şimdi savaşınız tembellikle, rehavetle ve miskinlikle. Ayrıca, zihnin görünmez güçleriyle, bilincinizdeki çelişkilerle de savaşmalısınız. Gelişmek için, sadakât, ruhsal yaşamsal kuvvet, sürekli tetiklik ve her daim farkındalık elzemdir. Ruhsal çalışmanız devamlı ve tempo sabit olmalıdır.
Bazen tetiklik ve farkındalık bozulur. Rehavet tarafından gölgelenir, tetiklik gevşer çünkü duyular çok güçlüdür. Balığın, geyiğin, fillerin ve yılanların yalnız bir duyusu aktifken, ve bu onların sıklıkla hayatlarını yitirmelerine sebepken, insanın beş güçlü duyusu vardır. Duyularına teslim olmuş bir adamın kaderini düşünün.
Kişi hiç gecikmeden, samimiyetle ruhsal çalışmaya alışmalıdır. Eğer ruhsal çalışma programınızı ertelerseniz, o hiç bir zaman hayatınıza girmez. Sürekli tetikliğin ve ruhsal uyanıklığın eksikliğinden ötürü, ruhsal kişilik unutulur gider. Bundan dolayı, her zaman “uyanık kalın”. Arzu, öfke ve hırs içimizde gizlenmiş büyük eşkıyalardır ve kutsal hazinelerimizi yağmalarlar. Bu sebeple, her vakit dikkatli olun.

YOGANIN DİNAMİĞİ, BÖLÜM 1 -AÇIKLANAN YOGA Swami Satyananda Saraswati

5 Ağustos 2010 Perşembe

Küresel ısınma ve et üzerine 10 çalışma

Eğer üzerinde yaşadığımız dünya hakkında biraz düşünen biriyseniz, başlığa tıklayarak ulaşacağınız çalışmaları, biraz vakit ayirip okuyun.