31 Mayıs 2013 Cuma

Kurstan İlk Notlar...


Geçtiğimiz Salı akşamı, İstanbul'un her an değişen havasında, ne ara açtıklarını bu sene hiç fark edemediğim akasyaların bolluğunda, yürüdüm. Yeşillerin gölgelediği, yerlerde eskimiş çiçek renkleri, arada esen serinlikte burnuma çalınan beyaz akasyaların mis kokularıyla. Başımı geniş göklere kaldırdığımda maviliklere karışan renk alacası…

Toplantımız var. Beni derinlerden heyecanlandıran yeni başlangıçlara uygun yeniay dönemi ve aramızdan kimilerinin doğduğu, tabiatın coştuğu aydayız. Öğretmenimiz Jon Mandeville sükûnetiyle hazır. Yavaş, yavaş başlıyor anlatmaya. Bizlere o tatlı mantrayı okuyor; Buddha dönemi kralının doktoru Şivaka'ya adanmış. Bilginin yalnızca diğerlerine aktardığımız bir hediye olduğunu, hiçbirimizin guru olmadığını anlatıyor. Ve sonra, öğretmenin bir öğrenciye ancak ve ancak ayna tutabileceğini baz alan kendi sezgisel yaklaşımını.


Henüz yeni tanıştığımız B. gönüllü olarak denek oluyor. Jon onun üzerinde uygulamalar yaparak aktarıyor bu yolun nasıl olabileceğini. Hep vurguladığı gibi, bu kadim öğretinin, Pâli dilinde metta denilen "şefkatli-sevgi"nin fiziksel uygulaması olduğundan dem vuruyor. Uygulama esnasında temel anlayış olan üçlüyü bir metaforla 3 topu havada çevirmeyle bağdaştırıyor. İlk topu havaya atmak, karşındaki bedenin kapısını çalmak gibi. Sonraki topta dinlemek lazım ne cevap geliyor… ve sonra dağarcığından o bedene lazım gelenleri dökmek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder