8 Ekim 2010 Cuma

Herhangi Bir An'da

Geçen akşam özlediğim öğrencilerime yoga çalıştırıyorum. Balasana’da dinlenirlerken, aklıma düştü bir zamanlar okuduğum bir yorum. Meditatörün birinden, “…yogada meditasyon filan olamaz, hele de zor bir duruştayken beden gevşemez, zihin de öyle…” minvalinde satırlar. O burada yoga duruşlarını kastediyordu, asanaları. Patanjali sutralarından 2. Bölüm “Yoga ve Uygulaması”nı anlatır. Bu bölümün özellikle 3 sutrası asanayı tarifler. Sutralar özlü sözler olduğundan genellikle ustaların açıklamalarına, yorumlarına ihtiyaç duyulagelmiştir. Swami Prabhavananda ve C. Isherwood’dan buraya alacağım özet açılımlarıyla beraber:
46. Duruş (asana) sağlam fakat rahat bir pozisyonda oturmaktır.
Öncelikle asana ile burada padmasana olarak geçen lotüs oturuşu kastediliyor. Bağdaş kurmanın bu varyasyonunda ayaklar karşıt uylukların üstlerine yerleştirilir. Bunun getirisi, kişinin omurgasını rahatlıkla düz tutarak sakince oturabilip, bedeni tümüyle unutabilmesi. Baçlangıçta hiç de kolay değil. Bir yogi için dik duruş kesinlikle gereklidir. Zihin derinlere daldığında, omurga boyunca ruhsal bir akımın yükseldiği hissedilir; haliyle bu akımın rahatça geçip yükseleceği yer dik ve açık tutulmalı.

47. Asana bedenin doğal eğilimlerinin kontrol edilmesi ve sonsuz üstüne meditasyon yapma vasıtasıyla sağlam ve rahat hale gelir.
Çoğumuz pek de doğru durmayız ve fiziksel gerginlik artar. Bundan ötürü, asanalar dikkatle çalışılmalıdır. Hedef, bedenin son derecede durağan ve bir o kadar gevşemiş olduğu çabasız bir uyanıklık halidir. Sonsuz üzerine meditasyon yaparak zihni sakinleştirmeliyiz. Bunu hayal etmekte zorlanırsak, gökyüzünün enginliğine odaklanılabilir.
48. Ondan sonra kişi artık duyusal deneyimin ikiliklerinden rahatsız olmaz.
Yani, Bhagavad Gita’nın ifadesiyle, “zıtlıklar çiftleri”, fenomen dünyasının görünürdeki ikilikleri, sıcak-soğuk, zevk-acı, iyi-kötü, gibi. Benim buraya nacizane ekleyeceğim, yoganın 8 kolundan pratyaharanın yani duyuların geri çekilmesinin de bu sutrayla ilgili oluşu.
Şimdi, bu anımsatmadan sonra, bahsedeceklerime geliyorum.
Geçtiğimiz ayı Hindistan’da Neyyar Dam Şivananda Aşramı’nda geçirdim, ve dönüş tarihimi Istanbul’da gerçekleşecek olan bir atölye çalışmasına göre ayarladım. Hevesle beklediğim usta yogi Dharma Mittra geçen hafta 3 günlük bir eğitim verdi. İlk gününde yogayı etraflıca anlattı. Onun da vurguladığı, tüm yoga çalışmalarının bizi meditasyona hazırladığıydı. Amaç meditasyon, evrensel bilince ermek yani yoga yani birleşme/bir olma hali. Ustanın dediği gibi “spiritüel” çalışmalar emek ister. Ahlak kurallarına uyacaksın (yamalar, niyamalar), düzenli egzersizlerini (asanalar, pranayama, gevşeme) yapacaksın, yediğine içtiğine dikkat edeceksin (vejetaryen beslenme), düzenli meditasyona oturacaksın, gibi uygulamalar.
Esas olan cehaletten kurtulma, bu dünyanın faniliğini sindirip, ardında yatan engin bilgiye açılma. Sözkonusu ettiğim akşam dersime dönüyorum; herkes balasanada, altına ayaklarını toplamış, alnını yere bırakmış, sakinleşiyorlar. Diyorumki, işte bedenle yapılan bir yoga duruşu, ve zihin eğitimde. Bir yoga dersi süresince asanalara, nefes ve gevşemeler eşlik eder, kişi hazır oldukça meditasyon eklenir. Düşünüyorumki, bu aynı günlük hayatımıza benziyor. Burada onun provası var. Ne yapıyoruz burada? Zor bir yoga duruşunu ele alalım, ne oluyor o esnada? Bir kere yogada elzem olan teslimiyet var, hocanın yönlendirmesine teslim olarak başlayıp, o duruşta kıpırdamadan kalmaya niyet ederek duruşa teslim oluyoruz, her şeye karşın nefesimizi sakince sürdürmeyi öğreniyoruz; sonra, etraflıca farkındalığımızı geliştiriyoruz; her iki ayağımıza, bacaklarımıza, her iki el ve kollarımıza, ensemize, başımıza, karnımıza, sırtımıza, göğsümüze, hatta yüzümüze ve muhtemelen iç-organlarımıza hakimiz… bu öyle hemen gelişmiyor, yavaş yavaş gelişiyoruz yogada. Farkındalığımız yükseliyor. Günlük yaşam koşturmacasında da başlıyoruz, elimize ayağımıza, nefesimize hakim olmaya. Nefes ile zihin birbiriyle yakın ilişkide. Nefes hakimiyeti, zihin kontrolünü kazandırıyor. Tepkiselliğimizin azalması, alacağımız tepkileri de azaltıyor, değiştiriyor, ilişkilerimiz düzeliyor. Gün içinde yaşantıladıklarımız daha bir meditasyona evriliyor, yaşamımız giderek daha bütün hale geliyor.
Provasını yaptıkça gerçeği buluruz. Yogada derinleştikçe, keşfedilecek koskoca bir dünya buluruz. Her bir yoga uygulaması, bilgi okyanusundan, damla damla, belki dalga dalga, içimize evreni doğurur.