kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2019

Yogasanalar: Yogik Duruşlar -2

   Asanalar yalnızca fiziksel sistemi sağlıklı ve güçlü tutmaya yardımcı değil, aynı zamanda, kolayca fark edilmeyen bir yoldan yardımcı olarak, asanaların tamamlayıcısı pranayamanın desteğiyle, hastalığa karşı zihinsel direnç de geliştirir. Bedenin farklı pek çok bölümünü ve eklemlerini hesaba katar, ve kendi içlerinde tam bir sinirleri güçlendirme sistemi kurar. Fiziksel organizma olduğu gibi sinir sistemine bağlıdır, ve sinirler zinde tutulmadıkça, beslenmedikçe, yalnız kasların geliştirilmesi bir işe yaramayacaktır. Daha da ötesi, asanaların günlük yaşamda düzenli pratiği kişinin fiziksel enerjisi ve zamanı üzerinde öyle büyük bir zorlama gerektirmez.  Zayıf yapıda bir insan da, düzgün bir gözetimle asana kursuna kabul edilebilir.




   Pek çok asananın kuş ya da hayvan adlarıyla anıldığını belirtmek ilginç olabilir; örneğin, mayurasana (tavus kuşu duruşu), şaşankasana (tavşan duruşu), bhucangasana (kobra duruşu) gibi. Eğer asanaların örtülü anlamlarını görmeye çalışırsak, bunlar bize ilginç ipuçları verebilir. Günlük koşturmacanın ardından beden yorgun düşer, ve yaygın inancımız, onun uyumak için aldığımız yatay pozisyonda dinleneceğidir. Kuşlar ve hayvanlar nasıl dinlenir? Doğa onları yatay pozisyonun rahatlığından mahrum bırakmıştır ve gene de onlar dinlenir. Buna bağlı olarak, onların ayakta durduğu ya da dinlendiği pozlar asanalara dair ipucu verir. Daha önce söz edildiği gibi, asanalar yorucu egzersizler değil, aksine yorgun bir bedeni canlandıran ve ona bir günü rahatça ve kolaylıkla çıkartmak için gereken enerjiyi veren dinlendirici duruşlardır.



   Belki burada açıklamak gerekir ki, asanalar başka egzersizlerin yaptığı gibi ne zorlama ister, ne de bedeni sağlıklı yapmak için zengin yiyecek gerektirir. Sonuçta, asanaların ardında yatan bütün fikir, insan bedenini yaşadığı sürece olabildiğince fit ve aktif tutmaktır.
YOGANIN DİNAMİKLERİ, BÖLÜM 2 -GÜNLÜK HAYATTA YOGA Swami Satyananda Saraswati

*Fotograflar: Uma F. Unat 
**İlk resimdeki Seramik Rölyef: Uma F. Unat (Potala Palace/Lhasa Duvar Resimlerinden Uyarlama)



10 Mayıs 2010

Sesini duyurmak.

H. aradı... Gri-gri’yi perşembe günü alan hanım, cuma günü onu geri getimiş. Herhalde evindeki diğer kediyle bu yavruyu birbirine alıştıramamış olacak. Zordur evde kraliyet kuran bir kedinin yeni birini kabullenmesi. Her neyse sonuçta bizimki tıpış tıpış dönmüş diğer yavrunun yanına. Diğeri pek memnun bundan.
Derken haftasonu, bir çift geliyor pet-şop’a. Bunlar da Gri-gri’yi beğeniyor. Ancak Gri bey kafesten alınınca, diğeri başlıyor miyaklamaya. Karı koca dayanamıyorlar, gönülleri el vermiyor buncağızları ayırmaya. İkisini de alıyorlar, onlara lazım olacak olan mama, kum kabı vs... ile birlikte.

Bu yavrucaklar Taksim’de birbirlerine seslendiler, yanyana sokularak beraber yolculuk ettiler, sonra daha büyücek bir kafeste beraberdiler, ancak hemen akabinde ayrıldılar, ama tekrar biraraya geldiler... mutlu ve sağlıklı birlikte oynayarak büyüsünler.

- MUTLU SON -

07 Mayıs 2010

birdi iki oldu, ikiydi bir oldu, derken yine iki ve derken bir...

Çarşamba günü sabahtan öğlene kadar olanları buraya yazarken halen şaşkınım. Buraya aslında an be an olan tüm değişimleri yazmayacağım, bu hali bile yeterince değişken ve biraz karışık.
Son yazımı yayınladığım sırada; sevgili ve en eski dostum H. telefon etti. Belirtmeliyim ki, H. muhtemelen benden çok hayvanlarla dosttur. İkimizin de gayet iyi tanıdığı bir pet-şop ona 2 gün evvel yavru kedi sormuş. H. onların ta en başından beri has müşterisi. Aralarında gizli bir anlaşma var; bizimki öksüz kalan yavru buldu mu, bakımında madden destek olarak onlara veriyor. Onlar de isteyene ücretsiz veriyorlar. Böylece hayvancağız yuva sahibi oluyor. Ne kadar seviniyorum bu habere... nasıl da ferahladım. Hemen bizim köşe veterinere gidip yavrucakları alacağım.
Henüz vet gelmemiş. Yine aynı bay “ah!” diyor “sizinkini C. hanım dün akşam yaşlı doktor bir çifte verdi. Onu beğendiler, diğeri burada.” Olsun diyorum tek kediyle taksiye atlıyorum; karşı dolmuşlarına binmek üzere taksim’e yol alıyoruz. Elimi sepete soktuğumda sesi kesiliyor miniğin; yoksa devamlı miyavlamakta.
Meydanda indim ve kestirmeden merdivenlere yöneldiğimde bizimkinin sesine karşılık veren gri bir kedicik peydah oluyor. Herhalde 2- 2.5 aylık olacak bu şirin. Oradaki esnafa sorduğumda onun da ortalıkta kalmış olduğu anlaşılıyor. H.’e danışarak onu da atıyorum sepete. Gidiyoruz. Yaşasın.
O sırada telefon; E. arıyor, Kuşadası’ndan. Yavru kedi anonslarıma cevaben, Ankara’lı bir dostunun aday olabileceğinden bahsediyor. Hem de gri ve erkek bir yavru tercihiymiş. Aynı taksim’den bulunan yani. Peki ama ona dolmuşta yol aldığımız sürece erişemiyorum. Ama fotograflı bir mesaj attım. Sağ salim pet-şop’a kedişleri bıraktıktan kısa bir süre sonra Ankara’lı arıyor. Anlatıyorum olan biteni.
Dükkanın numarasını verdim aradan çekildim. Gün içinde bir kaç kez yokladım dükkanı henüz aramamış.
Derken dün öğleden sonra H. aradı. Kedileri görmeye gitmiş pet-şop’a; orada onlarla ilgilenirken, bir hanım gri kediyi almış götürmüş. Grigri artık rahat. Diğeri yalnız kalınca tekrar ağlamaya başlamış; diğer bir kafesteki yavruların yanına yerleştirmişler bizimkini. Hemen sokulmuş onlara, onlardan biri onu yalamış ve sükut.
Şimdi yine bekliyorum. En yakın zamanda bahtsız küçüğün de şansı dönsün ve sevileceği iyi bakılacağı bir yuvaya kavuşsun.

01 Mayıs 2010

Yaşayışınızı biraz değiştirmeniz mümkün mü?

2 fotoğrafını gördüğünüz küçük bey şaşkın. Dün bütün bir günü koskoca bir motorun içinde, kime ve nerede olduğunu bilmeden, seslenerek geçirdi; aç açına. Öncesini hiçbirimiz bilemedik. Bu minicik can, içgüdüsü ile hayatta kalmayı başardı. "miyav"layarak. Sonunda ona yardım edebiliceklere sesini duyurdu. O herhalde annesini tercih ederdi elbet! Gece çökerken nihayet arabanın sahibi geldi, motor kapağını açıp çıkardik; kedisever kapıcımızla ben.
Oh! Ne tatlı şey! bir karton kutu ayarladık delikler açtık, içine sıcak su torbası ve ekmek içiyle sulandırılmış süt koyduk. Biraz sakinleştiğinde gece ilerlemişti, bitkindi ve uyuya kaldı. Çıkmasın diye kutunun üstünü de kapattık.
Saati iyice erkene kurup yattım. Kulağım kapıda, miyavlarsa diye. Düşünüyorum; ne zamanlama! Tam 1 mayis öncesi. geçen sene gibi biber gazı olacak apartman kapısı altından rahatça içeri sızar; fırlatılan taşlar! Hem veterinerler, eczaneler her yer kapalı olur ve sonraki gün de Pazar.
Saatten önce uyanıp kulak verdim, evet sesleniyor. Yatmadan önce bulduğum leğene kum koydum; ılıttığım sulu süt ile lapa hazırladım. Evdeki kediler merakta! Aşağıda onunla epey vakit geçirdim. Yesin, içsin, tuvaletini yapsın, dolaşsın biraz rahatlasın, sevgi alsın. sonra? Tekrar mı kutuya? Olmayacak hep öyle kapalı kutuda kalamaz yavrucak. Sabah ilerleyince en güvendiğim veterinerimizi arayacağım. Sevgili Ali bey her zaman yetişir. Ufaklığı iyice avutup sıvışıyorum. Biraz kestirdim ben de. Uyanıp Ali beyi aradım. Yarım saate klinikte olacak. Ancak orada hasta bir köpek misafiri olduğundan kediciği barındıramayacak. Hemen hazırlanıp indim aşağı. Yavrucakla oynuyoruz. Kapıcımızın küçük kızı devamlı onu okşamak derdinde. Bu sene yürüyüşe izin verilmiş, cesaretim artarak kedicik kucağimda dışarı çıkıyorum. Evet, geçen seneye göre her şey daha bir sakin. Araç trafiği yok, tek tük insan var etrafta. Yine de belli olmaz! Ama umurumda değil o sıra.
Kedicik daha bir canhıraş “Neler oluyor?” “Yine mi kapı dışarı?!”
Yürüken mıstık parkı’na yakın geçiyoruz. Kedi evleri yaptılar renk renk. En olmadı oraya bırakırım buncağızı. Hiç değilse başını sokacak damı olur, arkadaşları olur. Özgür olur, park kedisi olur. Seçenek kalmazsa...
Klinikte sohbet ediyoruz; bir an için bu bay “bendekinin esas sahibi bulunursa, bu keratayı ben de alabilirim” diyorsa da; hepimiz biliyoruz bu o an için sadece. Hayvanseverler olarak anılan insanlar hepsine kolayca tav oluruz, o an için tek gerçek o diğer yaratığa duyulan aşktır. Onunla yaşama devam etme seçeneği kıl payı ötededir.
Kedicik sapasağlam, iç ve dış parazit ilaçları yapılıp kulakları temizlendi. Doktorun de önerisi kutuyu yan yatırıp kapısı olan kulube gibi bir kenarı açık tutmak. Yaş mama vs. verilebilir. Minik 1,5 aylıkmış.

Dönüşte onunla epey oyalanıyorum. Kutusunu yeniden düzenleyip alışmasına yardım ettim. Dışarı çıktığından ötürü epey heyecanlı halen. Miyavlaması sanki hiç kesilmeyecek. Ama mecburum ve onu bırakarak yukarı süzülüyorum. Hemen telefonla olabilecek adayları arıyorum. Hepsinden yanıt olumsuz. Yine de umutsuz sayılmam. Seçenekler, seçenekler. Hatta Pazartesi köye yola çıkacak dostuma bile yalvadım. Evdeki patililer hep merakta.
Bunları yazmaya başladığımda toptan herkese yollayacağım bir mail idi. Ama bloga yerleştireceğim bir hikayeye dönüştü; finali henüz belirsiz.
Şimdi bekleyeceğim.. minicik bedenden çıkan yüksek perde miyavlar eşliğinde.