7 Haziran 2010 Pazartesi

Meditasyonun Hedefleri -3

Bu konu daha ileri götürülebilir, mesela, bir çocuk, düşünüşü henüz olgunlaşmamış, ve hastalığa tutulur. Neden? Deneyler gösteriyor ki, bir çocuk yalnızca psikolojik bir varlıktır. Küçük yaşta bir çocuk tat alma duyusunu, çevresini, etrafındaki şartları ve atmosferi algılamayı geliştirir. Çocuğun kendini ifade etmeyi öğrenmiş olup olmaması farklı bir şeydir. Çocuk, deneyimler ancak ifade eksiktir. Çocuk davranışlarını yakından gözlemlemek, bir çocuğun büyüklerinden daha duyarlı olduğunu ispatlar. Çocuklar içgüdüsel olarak sevginin, öfkenin, nefretin vs. farkındadırlar. Hastalığa yakalanırlar çünkü onların hem zihinleri hem bedenleri henüz emekleme çağındadır. Fiziksel ve zihinsel olgunluğa erdikten sonra, mikroplara karşı dayanıklı olmayı zihnen öğreneceklerdir.


Meditasyon samadhiye rehber olur, insan aklının gelişiminde en üst noktaya. Konsantrasyon, tefekkür ve meditasyon yoluyla, kişi zihin limitlerini aşar. Zihin ve beden, insan ruhuna batan iki dikendir ve acıya ve ızdıraba yol açar. Eğer zihin ve beden her ikisi de tükenmişse, ne acı, ne çile, ne keder, ne cehalet olamaz, ve hiç bir şey ruhun gücünü engelleyemez ve sınırlayamaz. Kafesten kurtulan kuş dimdik istediği kadar yükseğe uçup gider. Aynı şekilde, bilinç, ya da öz, yahut ruh, zihnin ve bedenin limitlerini aştığında, fevkalade saadetin, üstün kudretin, yüce ışığın tadına varır. Belki tadına varır demek yanlış olur. Daha doğrusu, dualite kalmaz –bilincin, bilenin ve bilinenin ikiliği yokolur. Bilinç tek hale gelir, yüksek bilincin ya da evrensel bilincin bir parçası olur.
Eğer, dış obje ya da tutkulara bağımsızlık geliştirme yoluyla, samimiyetle çalışır ve zihni başarıyla soyut objelere yöneltebilirseniz, eskiden beri süregelen hayatın önemsiz olaylarına tepki verme alışkanlığını bırakacaktır.

YOGANIN DİNAMİĞİ,
BÖLÜM 1 -AÇIKLANAN YOGA
Swami Satyananda Saraswati

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder